Mezar taşlarındaki medeniyet

Tarih: 23 Mart - 2007 | Kategori: Tarih | 16 Yorum »

[23 Mart 2007 tarihli Gerçek Hayat dergisinde yayımlandı]

Osmanlı taş vesikaları arasında yer alan mezar taşlarımız gerek kitabeleri, gerekse yazıları ve süsleri bakımından fevkalade kıymet taşırlar. Atalarımız, “Ölülerine ve ulularına saygı göstermeyen hürmet beklememelidir.” sözünü hikmetli sözler arasına almışlardır. Osmanlılar, ölülerine, mezar taşlarına saygı gösterirler, mezarlarını ve taşlarını iyi saklarlardı. Mezarlar ve mezar taşları bulundukları topraklarda Türk hâkimiyetinin bir çeşit tapu senetleri sayılırlardı. Eskiden Osmanlı kabristanlarının sicil kütükleri bile vardı.

Mezar Taşlarındaki Medeniyet

Devrindeki bilinen dünyayı dolaşan Evliya Çelebi, yer yuvarlağı üzerinde Osmanlı kabristanları kadar iyi muhafaza edilmiş kabristan görmediğini belirtir. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş devri ile beraber mezarlıklar ve mezar taşları da ihmale uğramıştı. Dini bağların gevşediği, geleneklerin eski rağbetini kaybettiği Osmanlı’nın son çeyrek asır içinde ve günümüz Cumhuriyet tarihinde mezarlarımız ve mezar taşlarımız müthiş bir tahribe uğramıştır.

Devamını Oku »

Sitede Birkaç Yenilik

Tarih: 27 Aralık - 2006 | Kategori: Duyuru | 8 Yorum »

Daha sade ve okunaklı bir tasarım oluşturabilmek amacı ile üst kısımdaki logoyu değiştirdim. Okunaklığı artırabilmek için font boyutunu ve karakterini değiştirdim. Yazıların artması ile birlikte arama sıkıntısı çekileceğinden dolayı, sağ tarafa arama bölümünü ekledim. Ve son olarak siteyi daha verimli kullanabilmeniz için sağ menüye son yorumlar kısmını ekledim. Bu alanda, üzerinde yorum yapılmış en son 15 yazıyı, yorumcuların ismi ve yazdıkları ilk kelimelerle birlikte, görebileceksiniz.

Bu arada uzun bir süredir yazısız günler geçiren blogumun bundan sonra aktif bir şekilde yoluna devam edeceğini bildirmek isterim.

Felsefesiz Aydınlar ve Gazeteler

Tarih: 17 Eylül - 2006 | Kategori: Medya | 4 Yorum »

Gündelik üç-dört tane farklı gazete takip eden birisi olarak, gazete yazarlarının çokluğu ve bu çokluğun gereksizliği hakkında çoktandır birşeyler yazmak niyetindeydim. Geçtiğimiz günlerde basın-yayın mezunu bir arkadaşımla yaptığımız konuşmada bu konuyu tartıştık. Televizyon ve gazete mühabirliği yapmış birisi olarak gazete okumadığını ve televizyon izlemediğini söyledi. Açıkcası bende internet ortamında üç-dört gazete haricinde televizyondaki haberleri izlemiyor ve gazeteleri alıp okumuyorum.

Türkiyedeki gazeteleri açıp baktığımızda içeriğinde iki-üç satırlık bir haberi kelime tekrarları ile uzunca yazılar haline getirdiklerini görüyoruz. Aslında aynı şeyi internetteki gazete haber portallarında ve televizyonlardaki haberlerde de görüyoruz. Aynı yazıyı üç-dört kere tekrarlamakla bizleri aptal yerinemi koyuyorlar yoksa “ne kadar uzun yazı, o kadar güzel haber” mantığı ile vaktimizimi çalıyorlar?

Devamını Oku »

İslam devletleri ve Türkiye

Tarih: 9 Ağustos - 2006 | Kategori: İslam ve Türkiye | 0 Yorum »

Filistin ve Lübnan’daki savaş hala devam ediyor. Yazacağım yazı ise yine savaşa farklı bir açıdan bakmak olacak. Ana fikir olarak şunu söyleyebilirimki dünya çapında İslam kalkınışı davasını Türkiye dışındaki ülkelerden beklemek hayaldir.Bugün bu islam ülkelerinden hemen hepsi, kaidesi iman, zirvesi küfür, birer içi boş mezar. Kaidesi yani halkı müslüman, zirvesi yani iktidarları veya kralları islama zıt. Apaçık Türkiye’deki durum gibi batıcılık hastalığı…

İslam devletleri ve TürkiyeUzun zaman Türk yönetimi altında kalmış olan bu ülkeler, insan sayıları, toprak sınırları ne olursa olsun tarihi bir imtiyazın getirdiği hükümle Türk’ü model tanıma mahalinde kalmışlardır. Peygamberimizden sonra Emevi ve Abbasi Arap imparatorluklarından sonra Türkler müstesna, hiç biri devlet kurabilmek güçüne ulaşamamıştır. Bu güç ise sadece Türk’e, Bizde 17. Asra kadar gücümüzle bu sancağı tam güçümüzle devam ettirmişiz, onun arındanda kendimizi mudafaya çekmişiz. Derken 19. Asrın başlarından itibaren sarsılış, parça parça kopuş. 20. Asırda yıkılış ve batıya tam teslimiyet. Bunun sonuçu tüm İslam aleminin birleşemez, kaynaşamaz, bütünleşemez halde devletciklere bölünüşü…

İslamın önce Türkiye’de bozularak her yerde bozulduğu ve ancak Türkiye’de düzelirse her yerde düzeleceğini bildiğimiz takdirde bu İslam Birliği şuruna ulaşabileceğiz.

Bugun Filistin’in, Lübnan’ın da neden Yahudiye ezildiğini yukarıda yazan hakikatten anlıyabiliriz. İslam ümmeti Türkiye’yi beklerken biz hala Avrupa birliğine çağrıda bulunur, Bm’den umut beklersek ümmetimiz daha çok ezilir.