Felsefesiz Aydınlar ve Gazeteler
Tarih: 17 Eylül - 2006 | Kategori: Medya |
Gündelik üç-dört tane farklı gazete takip eden birisi olarak, gazete yazarlarının çokluğu ve bu çokluğun gereksizliği hakkında çoktandır birşeyler yazmak niyetindeydim. Geçtiğimiz günlerde basın-yayın mezunu bir arkadaşımla yaptığımız konuşmada bu konuyu tartıştık. Televizyon ve gazete mühabirliği yapmış birisi olarak gazete okumadığını ve televizyon izlemediğini söyledi. Açıkcası bende internet ortamında üç-dört gazete haricinde televizyondaki haberleri izlemiyor ve gazeteleri alıp okumuyorum.
Türkiyedeki gazeteleri açıp baktığımızda içeriğinde iki-üç satırlık bir haberi kelime tekrarları ile uzunca yazılar haline getirdiklerini görüyoruz. Aslında aynı şeyi internetteki gazete haber portallarında ve televizyonlardaki haberlerde de görüyoruz. Aynı yazıyı üç-dört kere tekrarlamakla bizleri aptal yerinemi koyuyorlar yoksa “ne kadar uzun yazı, o kadar güzel haber” mantığı ile vaktimizimi çalıyorlar?
Gazetelerdeki haber saçmalığı bununlada bitmiyor aslında. Her gazetede en az günlük sayfa sayısı kadar sözüm ona yazar kadrosu bulunuyor. Bunların büyük bir çoğunluğu yazılarında araştırmadan uzak, her gün birşeyler karalıyayım mantığıyla, bazı gazeteci üst düzey yöneticilerinin torpilleri ile oralara yerleşmiş insanlar. Bu gereksizliğin yanında birde gündemdeki aynı konu üzerine, yazarların birbirleri ile yarış yapması. Evet gereksiz uzun haberler, gereksiz yazarlar derken birde bu yazarların aynı konu üzerinde aynı doğrultuda yazılar yazması ister istemez “nedir bu çokluk ve gereksizlik” dedittiriyor!
Avrupa ve Amerika’da her gün yazan yazarlara çok az rastlarsınız! Yazarların bir konu hakkında birşeyler yazması öyle bir günde yazılabilecek bir şey değil. Yazarın konu hakkında bir sürü kitap okuyup bilgi edinmesi, araştırması gerekiyor ki o konu hakkında birşeyler yazabilsin. Gelin görün ki Türkiye’de yazarların her gün birşeyler yazması; bu yazarların ya çok bilgili olduğuna yada her gün birşeyler sallamak zorunda kaldığını gösteriyor!
Birde aydın olup felsefeden yoksun yazarlarımız var ki bunlarda bir çok demecinde “ben bir konu hakkında yazacağım zaman o husus hakkında tüm kitapları bir araya toplayıp tüm verileri incelerim.” Demesi oluyor. Yazar konu hakkında okuduğu kitaplardan birer harman oluşturuyor ve okuduklarının bir bakıma özetini çıkartıyor! Çünkü yazarın o konu hakkında hiç bir felsefesi yok. Bunun neticesinde ortaya fikirsiz toplama bir yazı çıkmış oluyor. Bunun neticesinde de (yukarıda da değindiğim gibi) bir çok yazarın aynı konu hakkında aynı doğrultuda yazılar yazmasına neden oluyor.
Türkiyede gerek haber gazeteciliği gerekse bir çok yazarların gereksizliği üzerine büyük değişimler yapılması şart. Artık bilgi elimizin altında; önemli olan bilgiyi iyi değerlendirebilmek ve zamanı iyi kullabilmekte. Gazeteler sayfalar dolusu haber ve yazar kadrosu oluşturacağına az ama öz bir düşünce ile daha faydalı ve halkı bilgilendirici olabilirler.
Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.
4 Yorum
Enes bey,
yazınızdaki çoğu cümleye katılıyorum..
Sizin belki de hiç okumadığınızı sandığım,değil köşe sahibi olmayı,çoğu blog sahibi arkadaşın yanından geçemeyecek oldukları halde, köşe sahibi olmuş yazarlar var :)
Pakize Suda duydunuz mu hiç?
Yada Reha Muhtar ın köşesinde neler yazdığını bilir misiniz?
Ya Serdar Turgut a ne demeli..
Bu insanlara köşe verilmiş olması bile aslında okuyucunun seviyesine hakarettir..
“Siz işte bunlardan anlarsınız” nevinden, yarın öbür gün bir de aydınlarımız olarak bizi temsille görevlendirilirler..
Bir de benim takip ettiğim sayısı bir elin parmağını geçemeyecek olan ama çoğu benim diyen erkek köşe yazarını arkada bırakacak hanım yazarlar var ki, onlarla gurur duyuyorum..
Nuray Mert, Gülay Göktürk, Fatma K.Barbarosoğlu, Nihal Bengisu Karaca, Alev Alatlı bunların başında geliyor..
İnşallah sayıları daha da artar..
Bir de çok alakasız olacak ama İsmail YK nın 300,000 kaset sattığı bir ülkede acaba kaç kişi gazetelerde ciddi anlamda köşe yazarlarını takip ediyordur ki..
saygılarımla..
-Vatandaş basın-yayındaki seviyesizliğin farkında olduğu için köşe yazarlarını takip etmiyor olabilir mi? -Olmaz.
Bugün ülkemizde en çok satan gazete POSTA ; yani “siz ancak bunlardan anlarsınız” mantığı yalnızca köşe yazarı için değil gazeteler için de geçerli . Temas ettğiniz konu iyi ancak eksik yönleri de var ; müsadenizle buna dair de bişeyler söylemek isterim .
Cinsel temaların had safhada olduğu günümüz medyasında ülke kurtaracak yazılar beklemek de abes. Üçüncü sayfasında acıklı haberlerle , arka sayfa güzeli ile , ve orta sayfalarda reklam ve magazinel haberlerle yayın yapan gazeteleri protesto etmek gerekiyor . Bu gazetelerin çok ucuza piyasa sürülmesi ayrı bir cazibe oluşturuyor malesef.
Daha “namuslu” yazarlarımız da var elbette ama kaçımız onların kıymetini biliyoruz ki ? KARTEL medya olarak nitelendiren medya camiası yüzünden toplumumuz ne hale geldi ?Yazık…
enes bey size katılıyorum.. saygılarımla..